Doğanı Koru | Güzel bir geleceği kendi ellerinle hazırlamaya var mısın?

E-I

Çevre Sözlüğü: E-I

-E-

EAA:  Elektrikli aerosol analizci.
EC:  Etki yoğunlaşması; çevresel yoğunlaşma.
ECD:  Elektron tutma detektörü.
EDAFİK:  Toprakla ve onun bitki ve hayvan yaşamı üzerindeki etkisiyle ilgili.
EF:  Emisyon etkeni.
EFEO:  Çevre yönünden elverişli enerji seçenekleri.
EİA:  Çevresel etki değerlendirmesi.
EİL:  Çevresel bozulmanın sorumluluğu.
EKİSTİK:  İnsan yerleşimlerini inceleyen bilim dalı.
EKMAN TABAKASI:  Yakın atmosferde rüzgarın veya okyanuslarda üst akıntıların yükseklik veya derinlikle yön değiştirdiği tabaka.
EKOLOJİ:  Organizmaların birbirleriyle ve çevre¬leriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.
EKOLOJİK KONUM:  Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.
EKOSFER:  Yeryüzünün canlıları içeren bölümü; biyosfer ve karşılıklı etkileşimin söz konusu olduğu atmosfer, hidrosfer ve litosfer kesiti.
EKOSİSTEM:  Birbirleri ile ve cansız ortamla ilişki içinde olan kendi içinde yeterli bitki ve hayvan topluluğu.
EKOTON:  Yağmur ormanı ile ona bitişik ağaçlık ya da otlak gibi iki ekolojik topluluk arasındaki geçiş alanı.
ELEKTRODİYALİZ:  Suyun tuzunun gideril¬mesinde kullanılan elektrokimyasal işlem.
ELEKTROSTATİK ÇÖKTÜRÜCÜ:  Yüklenmiş parçacıkların çöktürülmesi süreci ile bu parçaları taşıyan gazın atmosfere bırakmadan önce tabi tutulduğu etkili temizleme yöntemi.
ELEME:  Yüzen ve asılı duran iri katı maddeleri lağım suyundan bir tür elek kullanarak gerçekleştirilen ayırma işlemi; bir komposttan yabancı maddelerin ayrılması.
EMiSYON:  Gaz ya da gaz ve partikül karışım¬larının atmosfere verilmesi.
EMİSYON ENVANTERİ:  Belirli bir coğrafi alanda havaya boşaltılan başlıca hava kirleticilerinin listesi. Listeleme miktar (gün/ton) ve kirlilik kaynağı göz önüne alınarak yapılır.
EMİSYON STANDARDI:  Belli koşul¬larda belli bir kaynaktan yasal olarak boşaltılabilen azami kirletici miktarı. Boşaltım standardı olarak da adlandırılır.
EN İYİ KULLANILABİLİR TEKNOLOJİ:  Maliyeti göz önüne almaksızın ya da uygulanmasının gerekliliği kanıtlanmış, kirliliği maksimum azaltabilen teknoloji. Optimum teknolojik süreç.
EN KULLANIŞLI ÇEVRESEL SEÇENEK:  Belirli bir ortamda (deniz, hava, toprak) bir kirleticiye karşı getirilen çözümün bir diğer ortamda kirliliğe yol açabileceği olasılığının göz önünde bulundurulması gereklini vurgulayan kavram.
EN OLASI SAYI:  Kirlenmiş sudaki bakterilerin sayısının olasılık formüllerine dayalı olarak istatistiksel tahmini.
EN YÜKSEK VE EN İYİ KULLANIM:  Bir yerin (yörenin) optimal kullanımı.
ENDEMİK:  Belirli bir bölgenin yerli türü.
ENDRİN:  Klorlu hidrokarbonlar sınıfından çok zehirli, geniş spektrumlu böcek öldürücü.
ENDÜSTRİYEL ATIK:  Endüstriyel işlemler sonucunda ortaya çıkan atık, özellikle sıvı atıklar. Bu atıkların hava, toprak ve su üzerinde olumsuz etkileri vardır.
ENDÜSTRİYEL ATIK SU:  Endüstriyel işlemlerden oluşan atık su. Ham maddelerden, ürünlerden ya da imalatta kullanılan maddelerden kaynaklanır.
ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ:  Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.
ENERJİNİN KORUNMASI:  İnşaat yasaları, toprak kullanım yönetmelikleri, ulaşım politikası ve alternatif enerji kaynaklarıyla ilgili olarak enerji kaynaklarının denetimli kullanımı.
ENGELLEYİCİLER:  Bir sistemin işleyişini durduran yada yavaşlatan kimyasal maddeler; bozulmayı önlemek için petrol ürünlerine eklenen maddeler.
ENTROPİ:  Yararlanılamayan enerjinin ölçümü; bir sistemdeki düzensizliğin düzeyinin ölçümü.
ENZİM: Canlı maddeye özgü katalizör.
EPA:  Çevre koruma ajansı.
EPİDEMİOLOJİ:  Bir nüfus topluluğundaki hastalıkların sıklıklarının ve yaygınlıklarının incelenmesiyle ilgili tıp bilimi.
EQO:  Çevre kalite hedefi.
EQS:  Çevre kalite standardı.
ER:  İç solunum.
ERİŞİM DIŞI ALAN:  Herhangi bir hava kirletici madde açısından ulusal hava kalitesi standartlarını aşan alan.
EROZYON:  Havanın ya da insanların müdahalesi sonucunda kaya parçacıklarının ve toprağın asıl yerlerinden kopmaları, taşınmaları ve başka bir yerde kalmaları süreci.
ESA:  Çevre yönünden duyarlı alan.
ESER ELEMENTLER:  Havada, suda ve yiyeceklerde çok düşük yoğunluklarda bulunan kurşun, bakır, çinko, arsenik, cıva ve vanadyum v.b gibi elementler.
ESMER KÖMÜR: Düşük kaliteli kömür; linyit.
EŞBASINÇ EĞRİLERİ:  Hava haritalarında eşit baro metrik basınç noktalarını birleştiren çizgiler; bu çizgiler, kirlilik dağılması için önem taşıyan hava akımı detaylarını oluşturur.
EŞİK DOZU:  Bir maddenin ölçülebilir bir etki yaratmak için uygulanması gereken asgari dozu. Ölçülebilir asgari doz.
EŞİK SINIRI DEĞERİ:  Bir işçinin maruz kalabileceği ve kendisi için tehlikeli olmayan azami kirletici dozu.
ETEK:  Sudaki yağ serpintilerinin yayılmasını önlemek için kullanılan aygıt.
ETOBUR:  Et yiyerek enerji sağlayan canlı.
EV İÇİ ALERJİ YAPICILAR:  Hayvan ve bitki artıkları, polen, spor ve alg (su yosunu) içeren ev içi tozları.
EVSEL ATIK SU:  Evlerin ve işyerlerinin oluşturduğu ve fabrikaların endüstriyel nitelik taşımayan pis sularının da dahil olduğu atık su.
EVSEL ATIK SU ARITIMI:  Sağlığa ve çevreye yönelik tehlikenin azaltılması amacıyla atık suyun arıtılması işlemi; ilkin mekanik işlemlerin kullanıldığı, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal işlemlerin izlediği bütünsel bir süreç.
EVSEL ATIK SU ARITMA TESİSİ:  İçinde atık suyun işleme tabi tutulduğu ve nihai tasfiye aşamasına hazırlandığı yan tesis.

-F-

FAUNA:  Jeolojik bir dönemle ya da yöreyle ilgili, insanlar dışındaki hayvanların tümünün yaşamı.
FENOLLER:  Tarım ilaçlarının, eczacılıktaki ürün¬lerin, sepilemedeki etki maddelerinin, reçinelerin ve boyaların üretiminde kullanılan, insan ve su yaşamı bakımından zehirli etki taşıyan endüstriyel atık suda bulunan aromatik bileşikler.
FERAL:  Yabani koşullarda yaşayan hayvanlar ya da bitkiler.
FİTOPLANKTON:  Bitkisel plankton.
FİZİKO-KİMYASAL ARITIM:  Atık su arıtımında pıhtılaştırma, yumaklaştırma ve çöktürme gibi fiziksel ve kimyasal süreçleri içeren arıtım basamaklarının tümü.
FLOR:  Klora benzer, tepkime yapan gaz.
FLORA:  Bir jeolojik dönem ya da yöre ile ilgili bitki yaşamı.
FLORİDLER:  Flor içeren bileşikler.
FOSFATLAR:  Bitkiler için gerekli besin niteliği taşıyan ve insan ve hayvan gıdasının normal bileşeni olan fosfor bileşikleri; aynı zamanda lağım suyu ve tarımsal yüzey akışlarında da oluşur ve su oluşumlarında ötrofikasyona neden olur.
FOSİL YAKITLAR:  Kömür, petrol, doğal gaz vb. gibi doğal organik yakıtların tümü. Fosil yakıtlar bitki ve hayvan maddesinin milyonlarca yıl boyunca toprak altında ayrışmasından oluşur.
FOSJEN:  Renksiz tahriş edici gaz.
FOTOKİMYASAL DUMAN:  Endüstriyel işlemlerden ve otomobil egzoz gazlarından kaynaklanan hidrokarbon ve azot oksitleri emisyonlarının kirlettiği havada kuvvetli güneş ışığının etkisiyle gerçekleşen fotokimyasal tepkimenin oluşturduğu duman ya da pus.
FOTOSENTEZ:  Klorofil içeren bitkilerin atmosferdeki karbondioksitten ve sudan, güneş ışığını enerji kaynağı olarak kullanarak karbonhidrat oluşturması, serbest kalan oksijenin ise atmosfere bırakılması süreci.
FOTOVOLTAİK YÖNTEM:  Güneş enerjisi örneğinde olduğu gibi, fotosel kullanarak ışıktan elektrik üretme yöntemi.
FPOM:  İnce parçacıklı organik madde.
FPC:  Konsantre balık proteini.
FREATİKi:  Yeraltı suyuyla ilgili.
FREON:  Yaygın biçimde kullanılan klorofluorokarbon.

-G-

GAC:  Taneli aktif karbon
GAMMA RADYASYON:  Çok kısa dalga boyundaki elektromanyetik radyasyon.
GARP:  Global Atmosfer araştırması programı.
GAZ KROMATOGRAF:   Bir gaz veya sıvı karışımın içindeki maddelerin (gazların veya uçucu sıvıların) oranlarını belirleyebilen analiz cihazı.
GAZ DEZENFEKTAN:  Gazlaştırılmış böcek öldürücü. Genellikle yapılarda ya da seralarda kullanılır.
GCM:  Genel dolaşım modeli.
GEMS:  Global Çevre İzleme sistemi.
GEZEREV:  Su ve elektriği bulunan, içinde yaşamaya mahsus karavan.
GIDA KATKI MADDELERİ:  Gıda maddelerine dayanıklılık, çekicilik, kıvam, tat ya da hazırlama kolaylığı sağlamak için, hazırlanmaları yada işlenmeleri sırasında özellikle katılan maddeler.
GİRDAP:   Havanın ve su akımlarında türbülansın neden olduğu her türlü boyutta anafor hareketi.
GİRDAP YAYILMASI:  Çalkantılı (turbulant) bir akış rejiminde bulunan yabancı maddelerin moleküler difüzyona kıyasla çok daha büyük bulutlarda yayılımı.
GİRDİ:  Girdi, kirlilik bağlamında, bir ortama bulunan ve çevre için zararlı kirleticiler içeren her tür gaz ya da sıvı atıkları ifade eder.
GİZLİ YAĞIŞ:  Potansiyel bir kirlilik nedeni oluşturan ve ağaçlarla bitkileri etkileyen, yağmur dışındaki nem durumu.
GOR:  Gaz/yağ oranı
GÖLET:  Genellikle gölden küçük ve havuzdan büyük, doğal ya da yapay olarak yapılmış su oluşumu.
GRAS:  Genellikle emniyetli kabul edilen.
GRİ ALAN:  Afet alanı; ortalama alan-ekonomik açıdan gelişmesi bazı yörelerden daha hızlı, bazılarından da daha düşük seyreden ara alan.
GROYN:  Kum hareketlerini önlemek, kum kaybını asgariye indirmek ve belli bir kumsal kesimini korumak için kıyıya dik olarak inşa edilen mendirek.
GRUP YAŞAMLILIK YÖNTEMİ:  Yaş ve cinsiyete göre ayrılmış nüfus gruplarının, ölümlülük, doğurganlık ve göç olasılıkları göz önüne alınarak gelecekteki bir tarih itibariyle yaşlanmasını inceleyen nüfus projeksiyonu yöntemi.
GÜBRELER:  Eknlerin büyümesini sağlamak için toprağa eklenen maddeler. Doğal organik gübreler hayvan gübresi, kompost ve telaş içerir; inorganik gübreler ise ezilmiş kireçtaşı, alçıtaşı, kükürt ve kaya fosfatı içerir. Bunun yanı sıra sentetik olarak üretilen büyük miktarlarda azot, potasyum, fosfor ve sülfür bileşikleri kullanılır.
GÜNLÜK ÖRTÜ:  Dökülen katı atığı örtmek üzere bir günde serpilmesi gereken toprak.
GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ:  İnsanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan, arzu edilmeyen sesler. Gürültü kirliliğinin başlıca kaynakları arasında uçakların çalışması, yol trafiği, inşaat ve ağır donanım bulunmaktadır.
GÜRÜLTÜ VE SAYI İNDEKSİ:  İngiltere’de Heathrow hava limanı yöresinde yapılan bir araştırmaya dayanılarak geliştirilen, uçak gürültüsünden kaynaklanan rahatsızlığın ölçülmesine yönelik indeks.
GW:  Brüt ağırlık.

-H-

HALİÇ:  Gelgit olayı.
HAREKETLİ KAYNAK:  Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.
HARİTA ÇAKIŞTIRMA TEKNİĞİ:  Potansiyel deprem tehlikesi ve toprak geçirgenliği gibi etkenlerin saptanması da dahil, toprak kullanımı planlamasında kullanılan mekansal verilerin sentezi yöntemi.
HASTALIK YAPICI:  Hastalık oluşturan herhangi bir etki maddesi; genellikle bu terim, hastalığa yol açan canlı bir organizmayı anlatmakla sınırlı tutulmaktadır.
HASTALIK HIZI:  Belli bir dönemde, belli bir alandaki belli bir nüfus açısından, belirli bir hastalığın beher 1.000 yada 100.000 kişi başına gerçekleşme oranı.
HAVA KALİTE STANDARTLARI:  Bir bölgede belirli bir zaman sürecinde aşılmaması gereken hava kirletici konsantrasyonları.
HAVA KALİTESİ YÖNETMELİĞİ:  Hava kalitesi standartları ve diğer tedbirleri içeren yönetmelik.
HAVA KALİTESİNİN İZLENMESİ:  Hava kaynağından sürekli örnek alınması ve analiz edilmesi.
HAVA KİRLİLİĞİ:  Toz, gaz, sis, koku, duman ya da buhar kirleticilerin insan, bitki ve hayvan yaşamına yada maddi nesnelere zarar verecek, yada yaşamdan, maddi nesnelerden rahatça yararlanmasına engel olacak miktar, yoğunluk ve zamanda atmosferde bulunması.
HAVA KİRLİLİĞİ DENETİMİ:  Temiz hava kriterlerinin ve standartlarının saptanması ve uygulanması.
HAVA KİRLİLİGİ OLAYI:  Hava kirliliği salgını diye de adlandırılan ve günlerce devam eden akut hava kirliliği olayı.
HAVA KİRLİLİĞİ SÜZGECİ:  Baca ya da havalandırma çıkışlarında belirli büyüklüğe kadar olan parçacıkları süzen aygıt.
HAVA KUŞAGI [Airshed] Belli bir yörenin atmosfer kuşağı (bölgesi).
HAVA-YER ARA YÜZEYİ:  Atmosferin alt tabakalarının yerle tepkime ilişkisi içinde olduğu sınır.
HAVADAKİ VE SUDAKİ AZOT BiLEŞİKLERİ:  Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliliğin başlıca nedenlerini oluştururlar.
HAVALANDIRMA:  Özellikle atık su arıtma sürecinin bir bölümü olarak, havalı koşulların yaratılması amacıyla suya hava verilmesi.
HAVALANDIRMA TANKI:  Havalandırma işleminin yapıldığı tank.
HAVAYLA TAŞNAN KALINTILAR:  Havadaki duman ve toz.
HAYVANLARA YASAK BÖLGE:  Büyük ve küçükbaş çiftlik hayvanlarına yasaklanmış bölge.
HEKSAKLOROBENZEN:  Tohum koza¬lağı ve sebze tohumlarında mantara karşı kullanılan ilaç.
HEPTAKLOR:  Klorlu hidrokarbon grubundan bir böcek öldürücü.
HER BESİNİ YİYEN:  Hem bitki hem de hayvan tüketerek enerji sağlayan organizma.
HETEROTROF:  Enerjiyi karmaşık organik maddelerin kimyasal ayrışmasından sağlayan organizmalar ya da hayvanlar.
HGV:  Ağır yük taşıtı.
HIZ KESİCİ YÜKSELTİ:  Trafiği yavaşlamaya zorlayan yol yüzeyindeki yapay değişme.
HİDROGRAFİK ARAŞTIRMA:   Denizcilik, mühendislik projeleri ya da diğer amaçlarla kullanılmak üzere, bir su oluşumunun fiziksel özellikleriyle ilgili veri elde etmek için yapılan araştırma.
HİDROJEN SÜLFÜR:  Organik materyalin anaerobik koşullarda ayrışması ile oluşan, çürük yumurta kokusunda, renksiz ve son derece zehirli gaz. Hidrojen sülfür ayrıca petrol rafinerilerinde, sülfür arıtma tesislerinde, bazı metalurjik süreçlerde ve sülfür içeren bileşikler kullanan çeşitli kimya sanayilerinde de oluşur.
HİDROKARBONLAR:  Genellikle fosil yakıtlarda ve bu maddelerin kısmen yanmasından oluşan ürünlerde, sözgelimi petrolle işleyen taşıtların egzoz gazlarında bulunan ve yalnızca karbon ve hidrojenden oluşan organik bileşikler.
HİDROLOJİK DÖNGÜ:  Suyun yeryüzüyle atmosfer arasındaki sürekli dönüşümü.
HİDROLOJİK İNCELEME:  Bir alanın su varlığın niceliksel değerlendirilmesi, toprağın korunması, taşkın denetimi, barajlar ve su depoları tasarımı yapılması ve bir imar çalışmasının olası etkinliklerinin belirlenmesi amacıyla coğrafi bir alandaki suların değişik yönlerinin sistematik değerlendirmesinin yapılması.
HİDROSFER:  Yeryüzünün okyanuslar, göller ve ırmaklar gibi sudan oluşan bölümü.
HİZMET ALANI:  Belli bir programın, etkinliğin, hizmetin kullanıcılarının çoğunluğunun bulunduğu coğrafik bölge.
HNEL:  En yüksek etkisiz düzey.
HNS:  Tehlikeli ve zararlı maddeler.
HUMUS:  Bitkilerin yetişmesi açısından büyük önem taşıyan, topraktaki ayrışma sonucu oluşan koyu renkte madde; lağım suyu arıtma işlemlerinde biyokimyasal süreç sonunda ortamda kalan karmaşık organik madde artığı.
HUMUSLAŞMA:  Topraktaki ölü organik maddenin, genellikle atıl ürün humusu oluşturmak üzere ayrışması.
HURDA:  Çöp, kullanılmamak üzere atılan şey.

-I-

IRMAK HAVZASI:  Diğer drenaj havzalarından bir dağıtım bendi ile ayrılan ırmağın drenaj havzası.
ISIADASI:   Birbirine yakın çok sayıda ısı kaynağının kentsel alanlarda ısının artmasına neden olarak bu alanlarla etrafları arasında gece ısısı yönünden farklılık yaratan ve dolayısıyla sıcak havayı ve kirleticileri tutan bir sis kubbesi oluşumuna yol açan olumsuz durum.
ISKARTA:  Madencilik çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan atık materyal; su oluşumlarından taranarak çıkarılmış materyaller için de kullanılır.
IŞIK ALAN SU TABAKASI:  Okyanusta fotosentezi ve bitkisel planktonların yaşamasını sağlayacak kadar ışık alan açık deniz bölgesi.
IZGARA MODELİ:  Sokakların birbiriyle dik açıyla kesiştiği sokak planı.

-İ-

İÇ SULAR:  Denizler ve okyanuslar dışında yeryüzündeki tüm su kaynakları.
İÇSELLEŞMİŞ ATIK:  Aynı tesis içinde yeniden işlenip kullanılan atık.
İÇTEN YANMALI MOTOR:  İçinde yakıtın belirli bir alana hapsedilerek, mekanik enerji elde etmek amacıyla yakıldığı aygıt.
İKİNCİL HAVA KİRLETİCİLERİ:  tmosfere bırakılan birincil hava kirleticileriyle atmosferde doğal olarak bulunan kimyasal maddelerin tepkimeye girmeleri sonucu oluşan hava kirleticileri. Bk. Birincil Hava Kirleticileri.
İKİNCİL İŞLEM:  Çökelmeden sonra, aktif çamur veya çürütme gibi biyokimyasal işlemlerle endüstriyel veya evsel atık suyun arıtılması.
İLAVE:  Kirliliği denetlemek ve sınırlamak için kullanılan ek önlemler ya da donanım.
İLAVE SU:  Sistemde sızıntı, buharlaşma, boşa akma, patlak gibi nedenlerden kaynaklanan kaybın giderilmesi için sağlanan su.
İLERİ ARITMA:  Biyolojik arıtma sonrası atık suyun kalitesini arttırmak için uygulanan fıziko kimyasal süreçlerin tümü.
İMARLI ALAN:  Su sağlanarak, kanalizasyon sistemi, yolları ve diğer temel donanımı oluşturularak daha yararlı hale getirilmiş toprak.
İMHOF TANKI:  Kompakt yapıda olduğu ve mekanik donanım gerektirmediği için küçük arıtma tesislerinde kullanılan, içinde hem çökeltme hem de anaerobik çamur karıştırma işleminin gerçekleştiği, iki aşamalı lağım suyu arıtma tankı.
İNSAN EKOLOJİSİ:  Bireylerin ve insan topluluklarının kendi çevreleriyle olan ilişkisini inceleyen ekoloji dalı.
İNSAN GÜBRESİ:  İnsan dışkısı.
İNSAN VE BİYOSFER PROGRAMI:  Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın yürüttüğü bir çalışma.
İNŞAATA ELVERİŞLİ ALAN:  Potansiyel inşaatlara uygun toprak.
İOM:  Sabit organik madde.
İS:  Bacadan çıkarak civardaki alana düşen küçük kurum parçası; sülfürik asit içeren isler. Asitli is olarak da adlandırılır.
İŞLETİM KAYIPLARI:  Buharlaşma ve sızıntıdan kaynaklanan su kayıpları.
İYON DEĞİŞMESİ:  Sıvı atık arıtımında kullanılan, sert suyu yeniden kullanmak için uygulanan yumuşatma işlemi. Bu işlemde sıvıdaki istenmeyen iyonlar sıvının içinden geçirildiği reçinedeki zararsız iyonlarla yer değiştirir.
İYONLAŞMA:  Nötr bir atomun ya da atom grubunun elektron kaybı ya da kazanılması yoluyla elektrik yüklü hale gelmesi süreci.
İYONOSFER:  Atmosferin yer yüzeyinden 80 kilometre ve daha yukarıdaki tabakaları.
İYOT 131:  Bir gamma ışını yayıcısı ve genellikle inek sütüyle insanlara geçebilen bir kirlilik kaynağı.
İX REÇİNE:  İyon değiştirici reçine.
İZ BÖLGESİ:  Uçak gürültüsünden akustik açıdan etkilenen alan.
İZİN VERİLEBİLİR AZAMİ  YOĞUNLUK:  Normal ölçüde teneffüs edildiğinde ya da tüketildiğinde, kritik bir organ için azami makul dozu geçmeyen, havada, suda, sütte vb. bulunan radyoizotop yoğunluğu.
İZLEME PROGRAMI:  Herhangi bir kirletici maddenin varlığının, etkisinin ya da düzeyinin nicelik yada nitelik yönünden saptanması ya da ölçülmesi amacıyla ölçüm donanımının karmaşık bir sistemle devreye sokulması.
İZOTOPLAR:  Aynı elemanın değişik atom ağırlığındaki atomları.
Çevre Sözlüğüne dön
Bugün Doganikoru'yu 1 ziyaretçi (20 klik) Gezdi.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=